Bir İngiliz doktor diyor ki:
-Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve başkasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz.
Alman doktor diyor ki:
-Bu hiçbir şey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız ve onu dört haftada savaşa hazır hale getiririz.
Amerikalı doktor da diyor ki:
-Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksas’tan bir beyinsizi aldık ve beyaz saraya koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor.
fıkralar
Amerikan fıkraları etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Amerikan fıkraları etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
kızıldereli fıkraları
Kizilderinin teki kecilerini otlatiyormus. Derken bir cow-boy gelmis ve sormus:
- Senin kopegin mi?
- O kopek benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- Kopek konusamamak!
Cow-boy kopege yaklasir.
- Nasilsin?- Fena degil!
(Kizilderili saskin...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana iyi davraniyor mu?
- Evet, cok iyi. Gunde iki kez tuvalet icin dolastiriyor, bana yemek
veriyor ve benimle oynuyor.(Kizilderili bu arada kafayi yemektedir)
Cow-Boy kizilderiliye sorar.
- Senin atin mi?
- O at benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- At konusamamak!
Cow-boy ata yaklasir.
- Nasilsin?
- Fena degil!
(Kizilderili daha da saskin...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana nasil davraniyor?
- Iyi. Bana hergun gerekli yurususleri yaptiriyor, fazla yukbindirmiyor,
gunde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve icinde yiyecek
ve yataklik olan ufak bir ahir insa ediyor.
(Kizilderili bu ne gozlerine ne de kulaklarina inanamamaktadir)
Cow-Boy tekrar kizilderilinin yanina gelir.
- Bu Disi Essek senin mi?
- Essek konusmak fakat çok yalan soylemek
fıkralar
- Senin kopegin mi?
- O kopek benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- Kopek konusamamak!
Cow-boy kopege yaklasir.
- Nasilsin?- Fena degil!
(Kizilderili saskin...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana iyi davraniyor mu?
- Evet, cok iyi. Gunde iki kez tuvalet icin dolastiriyor, bana yemek
veriyor ve benimle oynuyor.(Kizilderili bu arada kafayi yemektedir)
Cow-Boy kizilderiliye sorar.
- Senin atin mi?
- O at benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- At konusamamak!
Cow-boy ata yaklasir.
- Nasilsin?
- Fena degil!
(Kizilderili daha da saskin...)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana nasil davraniyor?
- Iyi. Bana hergun gerekli yurususleri yaptiriyor, fazla yukbindirmiyor,
gunde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve icinde yiyecek
ve yataklik olan ufak bir ahir insa ediyor.
(Kizilderili bu ne gozlerine ne de kulaklarina inanamamaktadir)
Cow-Boy tekrar kizilderilinin yanina gelir.
- Bu Disi Essek senin mi?
- Essek konusmak fakat çok yalan soylemek
fıkralar
şair
Şairin biri bir zengine giderek onu çok medhetti. Zenginin keyfine diyecek yoktu ."Yarın gel de para vereyim sana" dedi.
Şair ertesi gün sabah zenginin kapısına geldi. Zengin "Neden geldin sen?" diye sorunca "Dün bana para vereceğini söylemiştin ya; onun için geldim" dedi şair.
Bunun üzerine zengin "Amma da salaksın ha! Sen sözle beni memnun ettin, ben de sözle seni memnun ettim. Şimdi niye para vereyim ki?" dedi.
Şair ertesi gün sabah zenginin kapısına geldi. Zengin "Neden geldin sen?" diye sorunca "Dün bana para vereceğini söylemiştin ya; onun için geldim" dedi şair.
Bunun üzerine zengin "Amma da salaksın ha! Sen sözle beni memnun ettin, ben de sözle seni memnun ettim. Şimdi niye para vereyim ki?" dedi.
top atışlar
Temel İstanbul'a gelmiş, yürüyormuş. Bu arada 5 dakikada bir top atışları duyul-
maktaymış. Merak edip sormuş:
"Hemşrim bu top atışları neyin nesi?"
Kraliçe Elizabeth'in gelmesi sebebiyle top atışı yapıldığı anlatılmış.
Aradan yarım saat geçmis ve top atışları halen sürmekteymiş. Temel yine
sormuş bir başkasına:
"Bu top atışlari neden?" diye. Aynı cevabı alınca söylenmis:
"Ulan, yarım saattir bir kadını vuramadılar, be!"
maktaymış. Merak edip sormuş:
"Hemşrim bu top atışları neyin nesi?"
Kraliçe Elizabeth'in gelmesi sebebiyle top atışı yapıldığı anlatılmış.
Aradan yarım saat geçmis ve top atışları halen sürmekteymiş. Temel yine
sormuş bir başkasına:
"Bu top atışlari neden?" diye. Aynı cevabı alınca söylenmis:
"Ulan, yarım saattir bir kadını vuramadılar, be!"
laz bebek
Lazın teki Ankara'da bir barda içerken cep telefonu çaldı,telefonunu
açtı,bir o kulağına bir bu kulağına götürürken sevinçle bardaki herkese
içki ısmarladı. Sonra da çevresindekilere karısının 15 kg lık tipik bir laz
bebeği doğurduğunu söyledi.
Bardaki hiç kimse bir bebeğin 15 kg. gelebileceğine inanmadı Fakat laz
inat
etti.
- Dediğim gibi,bizim oralarda ortalama bebek kilosu budur,benimki de
tipik bir laz bebeği!
Dört bir yandan tebrikler yağdı; bardaki herkes lazı kutladı..
İki hafta sonra laz tekrar bara uğradı. Barmen adamı tanıdı ve sordu
- sen şu 15 kg doğan bebeğin babası değil misin? Herkes bebeğin iki haftada kaç kilo olduğunu merak ediyor. Söyle bize, bebek kaç kilo?
Baba gururla yanıtladı,
- 10 kg.
Barmen şaşırmış ve meraklanmıştı
- Ne oldu? Doğduğu gün zaten 15 kg.dı.
Laz baba içkisini başına dikti, ıslak dudaklarını koluna sildi ve barmene doğru eğildi, gururla yanıtladı.......
- Sünnet ettirdim.
açtı,bir o kulağına bir bu kulağına götürürken sevinçle bardaki herkese
içki ısmarladı. Sonra da çevresindekilere karısının 15 kg lık tipik bir laz
bebeği doğurduğunu söyledi.
Bardaki hiç kimse bir bebeğin 15 kg. gelebileceğine inanmadı Fakat laz
inat
etti.
- Dediğim gibi,bizim oralarda ortalama bebek kilosu budur,benimki de
tipik bir laz bebeği!
Dört bir yandan tebrikler yağdı; bardaki herkes lazı kutladı..
İki hafta sonra laz tekrar bara uğradı. Barmen adamı tanıdı ve sordu
- sen şu 15 kg doğan bebeğin babası değil misin? Herkes bebeğin iki haftada kaç kilo olduğunu merak ediyor. Söyle bize, bebek kaç kilo?
Baba gururla yanıtladı,
- 10 kg.
Barmen şaşırmış ve meraklanmıştı
- Ne oldu? Doğduğu gün zaten 15 kg.dı.
Laz baba içkisini başına dikti, ıslak dudaklarını koluna sildi ve barmene doğru eğildi, gururla yanıtladı.......
- Sünnet ettirdim.
orası neresi
Temel saat 03:30da arkadaşı Dursun'u arıyor.
- Buyrun.
Temel Dursun'un sesini tanıyor:
- Alo Dursun orasi 11,11 mi?
- Hayir Temel burasi: 1,1,1,1
- Kusura pakma Dursun yanlış numara.
fıkralar
- Buyrun.
Temel Dursun'un sesini tanıyor:
- Alo Dursun orasi 11,11 mi?
- Hayir Temel burasi: 1,1,1,1
- Kusura pakma Dursun yanlış numara.
fıkralar
dışarıda
Temel`in çocuğunu sokakta ders çalışırken görenler, Temel`e nedenini sormuşlar.
Temel`in cevabı hazır:
- Herkes çocuğunu dışarda okutayi.
Temel`in cevabı hazır:
- Herkes çocuğunu dışarda okutayi.
çok fark var
Harun Reşit rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü gördü. Sabahleyin bir rüya tabircisi çağırdı. Tabirci "Emirülmüninin'in ömrü uzun olsun. Tüm akrabalarınız sizden önce ölecekler" diye yorumladı rüyayı.
Harun Reşit "Huzurumda böyle üzücü sözler ettiği için yüz değnek vurun şu adama" dedi ve başka bir rüya tabircisi çağırdı. Rüyasını ona anlattıktan sonra rüya tabircisi "Emirülmüminin bütün akrabalarından çok yaşayacak" dedi.
Harun Reşit "Bu tabir de ondan pek farklı değil ama söylemeden söylemeye fark var." dedi ve rüya tabircisine yüz dinar verdi.
Harun Reşit "Huzurumda böyle üzücü sözler ettiği için yüz değnek vurun şu adama" dedi ve başka bir rüya tabircisi çağırdı. Rüyasını ona anlattıktan sonra rüya tabircisi "Emirülmüminin bütün akrabalarından çok yaşayacak" dedi.
Harun Reşit "Bu tabir de ondan pek farklı değil ama söylemeden söylemeye fark var." dedi ve rüya tabircisine yüz dinar verdi.
seninle boğulacağım
Nüktedan biri bir bedeviyle yolculuk ediyordu. Yolda bedeviye sordu:
- Adın ne?
- Matar, yani yağmur.
- Künyen nedir?
- Ebul-gays, yani yağmurun babası.
- Babanın adı ne?
- Ebul-feyz yani akarsuyun babası.
- Annenin adı ne peki?
- Sihâb yani bulut.
- Onun künyesi ne?
- Ummul-bahr yani denizin anası.
- Allah aşkına bekle bi dakka, bir yerlerden kayık bulayım. Yoksa seninle giderken boğulacağım!
- Adın ne?
- Matar, yani yağmur.
- Künyen nedir?
- Ebul-gays, yani yağmurun babası.
- Babanın adı ne?
- Ebul-feyz yani akarsuyun babası.
- Annenin adı ne peki?
- Sihâb yani bulut.
- Onun künyesi ne?
- Ummul-bahr yani denizin anası.
- Allah aşkına bekle bi dakka, bir yerlerden kayık bulayım. Yoksa seninle giderken boğulacağım!
cemalden nasihat
Temel trene ilk kez binecekmiş. Cemal ona uyarılarda bulunuyormuş.
- Ula Temel son vagona pinmek çok tehlikeludur.
- O zaman son vagonu niye takarlar trene...
- Ula Temel son vagona pinmek çok tehlikeludur.
- O zaman son vagonu niye takarlar trene...
yetenek
Öğretmen sınıfa girmiş:
-İçinizde müziğe yetenekli olanlar kimlerdir?
Dört öğrenci ayağa kalkmış. Öğretmen:
-Siz doğruca aşağı inin ve piyanonun taşınmasına yardım edin.
-İçinizde müziğe yetenekli olanlar kimlerdir?
Dört öğrenci ayağa kalkmış. Öğretmen:
-Siz doğruca aşağı inin ve piyanonun taşınmasına yardım edin.
Kim ölecek
Bir gün bir baba oğlunu dua ederken duyar. "Allahım sen annemi, babamı, ablamı, ninemi ve beni koru" diye. Adam çocuğun dedesini unuttuğunu düşünür ama çocuğa bunu söylemez. Ertesi gün dedeyi araba ezer ve dede ölür. Bir kaç gün sonra baba yine duyar "Allahım sen annemi, babamı,ablamı ve beni koru" diye. Bu sefer nineyi unutur ve ertesi gün nine merdivenlerden düşer boynu kırılarak ölür. Bir kaç gün sonra çocuk yine dua eder "Alla hım sen annemi, ablamı ve beni koru" diye. Baba kendisinin unutulduğunu fark eder ve ertesi gün başına birşey gelmemesi için her adımını çok dikkatli atar. Aksam eve gelince karısına sorar "Hanım bugün ben işteyken neler oldu?" diye. Karısı "Bizde bir şey olmadı ama postacı öldü!!!"
Temeli atı
Temel'in atı dünyanın en hızlı koşan atı olmasına karşı her yarışta ikinci geliyormuş.
Temel'e sormuşlar neden, diye.
- Fotofinişte poz veriy, purun farkiyle hep ikinci olayi, diye dert yanmış.
Temel'e sormuşlar neden, diye.
- Fotofinişte poz veriy, purun farkiyle hep ikinci olayi, diye dert yanmış.
mumcu
Erzurum'da bir kadınlar toplantısına davetli olan yabancı bir bayan, genç ve güzel bir kadına sormuş:
- Cici kızım sen kimlerdensin?
- Vallah çimlerden oldugumi bülmirem. Yuhari Mumcunun gızi, Assagi Mumcunun geliniyem.
- Cici kızım sen kimlerdensin?
- Vallah çimlerden oldugumi bülmirem. Yuhari Mumcunun gızi, Assagi Mumcunun geliniyem.
Ilkokul 5. sinifta resim dersinde ögretmen "çocuklar konu serbest,hayvan resimleri çizin bakayim" dedi.10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldirdi.Ögretmen yanina geldi.Resim kagidinin üzerinde bir sinek duruyordu. Çocugun bu sinekten sikayetçi oldugunu zanneden Ögretmen eliyle sinegi kovaladi ama hayvan hiç hareket etmedi. Biraz daha dikkatli bakinca da sinegin gerçek olmadigini farketti.bu bir sinek resmiydi. ögretmen saskinlikla sordu:
-Sen mi yaptin oglum bu resmi?
-Evet ögretmenim.
-Peki bir de at resmi yap bakayim.Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki.At, sanki kagittan firlayip çikacak. O kadar canli.... Sasiran ögretmen:
-Yavrum beni hemen babana götür. Sen müthis bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir.Derhal güzel sanatlara transfer olman lazim.Babanla konusmaliyim, dedi.
Son dersten sonra Ahmetle beraber yola koyuldular.Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler.Içerde, yatakta, dizlerini karnina çekmis,üzerinde yorgani bir adam yatiyordu.ögretmen konusmaya basladi:
-Geçmis olsun efendim.
-Tesekkürler.
-Ben oglunuzun...
-Allah kahretsin oglumu.
-Aman böyle söylemeyin,yaptigi resimler...
-Onun yaptigi resimler yerin dibine batsin.
-Ama beyefendi böyle yetenekli bir çocugun...
-Yetenegine baslatmayin simdi.
-Peki ne oldu,niçin böyle kizginsiniz oglunuza?
-Neden olacak, dün gece eve biraz çakirkeyif geldim. Bu essoglusu sobanin üzerine çiplak kadin resmi çizmiş ... ) yandımm:))))
-Sen mi yaptin oglum bu resmi?
-Evet ögretmenim.
-Peki bir de at resmi yap bakayim.Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki.At, sanki kagittan firlayip çikacak. O kadar canli.... Sasiran ögretmen:
-Yavrum beni hemen babana götür. Sen müthis bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir.Derhal güzel sanatlara transfer olman lazim.Babanla konusmaliyim, dedi.
Son dersten sonra Ahmetle beraber yola koyuldular.Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler.Içerde, yatakta, dizlerini karnina çekmis,üzerinde yorgani bir adam yatiyordu.ögretmen konusmaya basladi:
-Geçmis olsun efendim.
-Tesekkürler.
-Ben oglunuzun...
-Allah kahretsin oglumu.
-Aman böyle söylemeyin,yaptigi resimler...
-Onun yaptigi resimler yerin dibine batsin.
-Ama beyefendi böyle yetenekli bir çocugun...
-Yetenegine baslatmayin simdi.
-Peki ne oldu,niçin böyle kizginsiniz oglunuza?
-Neden olacak, dün gece eve biraz çakirkeyif geldim. Bu essoglusu sobanin üzerine çiplak kadin resmi çizmiş ... ) yandımm:))))
teyo korede
Teyo Kore harbindedir. Gülle, top, mermi sesleri arasinda ne olup bittiğini anlamak için kafasını siperden çıkarır çıkarmaz bir kurşun "vizzz" diye kulağının dibinden geçince Teyo sinirlenir:
-Itoglitler demiller ki atar herifin gözüni kor ederih..!
-Itoglitler demiller ki atar herifin gözüni kor ederih..!
çay içmeyiz
Bir Amerikalı, bir Ingiliz ve bir Irakli kahvede oturmus çay
içiyorlarmis. Amerikali çayını bitirince bardagi havaya firlatmis,
silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis "Bizde bardaklar o kadar
ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere çay içmeyiz" demis.
Ingiliz de bunun üzerine çayını bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates
ederek bardagi parçalamis "bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam
için o kadar çok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere çay içmeyiz"
demis.
Bunun üzerine Irakli da buz gibi sogukkanli bir sekilde çayını
bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini çekip Amerikali ve Ingilizi
vurup öldürmüs Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar çok var ki,
biz ayni adamlarla iki kere çay içmeyiz" demis.
içiyorlarmis. Amerikali çayını bitirince bardagi havaya firlatmis,
silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis "Bizde bardaklar o kadar
ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere çay içmeyiz" demis.
Ingiliz de bunun üzerine çayını bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates
ederek bardagi parçalamis "bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam
için o kadar çok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere çay içmeyiz"
demis.
Bunun üzerine Irakli da buz gibi sogukkanli bir sekilde çayını
bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini çekip Amerikali ve Ingilizi
vurup öldürmüs Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar çok var ki,
biz ayni adamlarla iki kere çay içmeyiz" demis.
kuyumcu
İstanbul’un taşı toprağı altındır diyerek memleketinden kalkıp gelen bir köylü, kuyumcu dükkanının vitrinini hayran hayran inceliyormuş. Kuyumcu köylünün kıyafetinden dolayı birazda aşağılayarak: "Ne bakıyorsun öyle hemşerim?" demiş. "Hiç... Sizin dükkanda ne sattığınızı merak ettim." Adam alay edercesine cevap verir: "Biz eşşek kafası satıyoruz."
Adam: "Allah versin... İşleriniz iyi gidiyora benziyor."
Kuyumcu: "Nereden bildin iyi gittiğini",
Adam: "Baksana, koskoca dükkanda seninkinden başka kalmamış da ondan!"
Adam: "Allah versin... İşleriniz iyi gidiyora benziyor."
Kuyumcu: "Nereden bildin iyi gittiğini",
Adam: "Baksana, koskoca dükkanda seninkinden başka kalmamış da ondan!"
çok iyi
Babası Kemale`e sorar:
- Sınıfta durumun nasıl oğlum?
- Kemal cevap verir:
- Çok iyi babacığım, sobanın yanında oturuyorum.
- Sınıfta durumun nasıl oğlum?
- Kemal cevap verir:
- Çok iyi babacığım, sobanın yanında oturuyorum.
kızartma
Bizim Temel karakolda başkomiserdir. Bir gün bir kadın gelir:
- Komiser bey komiser bey! Kocama tavuklu bezelye yapacaktım ... Ben onu haşlayana kadar kocamı markete bezelye almaya gönderdim. Gidiş o gidiş gelmedi... Ben ne yapacağım?
Komiser Temel kadına hiç bakmadan:
- En iyisi siz o tavuğu kızartma yapın.
- Komiser bey komiser bey! Kocama tavuklu bezelye yapacaktım ... Ben onu haşlayana kadar kocamı markete bezelye almaya gönderdim. Gidiş o gidiş gelmedi... Ben ne yapacağım?
Komiser Temel kadına hiç bakmadan:
- En iyisi siz o tavuğu kızartma yapın.
Kaydol:
Yazılar (Atom)